Güzel ülkemiz için yazıyoruz - MERAL AKŞENER'İN ONURU... - Murat Sevinç Şeffaf Gazete
http://seffafgazete.com/yazarlar/KONUK-KOLTUGU/37090/meral-aksenerin-onuru---murat-sevinc

 

KONUK KOLTUĞU

KONUK KOLTUĞU
MERAL AKŞENER'İN ONURU... - Murat Sevinç
6 Mart 2021, 14:53
 
‘Trol’ adı verilen ücretli canlı türü, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkında bir sosyal medya kampanyası başlatmış.
 
Kendilerine yaraşır biçimde. İnsanı, bir et parçasından ‘insana’ dönüştüren ‘değerlerin’ yanından dahi geçmedikleri, herkesin malumu. Dolayısıyla, bunların herhangi bir söz ya da eylemini ciddiye alıp üzerine kalem oynatmak, son derece fuzuli bir iş. Buna mukabil, insanı ‘değersizleştirme’ ve ‘kadınlık üzerinden’ saldırı ise söz konusu olan, bir şey söylemek, yeniden ve yeniden hatırlatmak, hiç unutturmamak gerekiyor bazı temel insani ve ahlaki ilkeleri.
image
 
Neden saldırıyorlar, tahammül edemiyorlar Meral Akşener’e? 
 
Uymadığı için. Farkında olduğu için. Başarılı olduğu için. Değerli Ayşe Çavdar’ın Gazete Duvar’daki güzel yazısında (Meral Hanım’ın yolcuğu- 1 Mart 2021) söylediği gibi, ‘kendi hanesini kurmaya’ cesaret ettiği ve kurabildiği için. Partisinin oy oranları arttığı için. Meclis’teki grup toplantısında, Anayasa ve yasaların ‘asgari’ gereklerinden söz edebildiği için. “Fezlekelerin önüne ve arkasına bakacağız” dediği için. Halk iradesine saygıyı hatırlattığı için. Beş para etmez ezberi bozmaya cesaret edebildiği için.
 
Peki neden ‘Fosforlu Cevriye’ye atıfla yapıyorlar bunu?
 
Şunu hatırlatmaya gerek var mı, emin değilim; ne Suat Derviş bilirler, ne Fosforlu Cevriye okumuşlardır. Okusalar da, anlamazlar. Anlayacak olsalar, meslek ve yaşam biçimi olarak yalancılığı seçmezler. Cevriye yürekli, çok dürüst, aşık ve iyi bir kadındır. Talihsiz bir kadın ve insan. İnsanın içine işler yaşadıkları, herhalde yazanı bir kadın olduğundan. Ama belki hikâyenin şu kısmı bir şey ifade edebilir sahtekâr güruha; Cevriye, cezaevine ‘iftira’ nedeniyle girer, ‘kumpas’ mağdurudur. Tanıdık gelmiştir.
 
“Bilmediklerini nereden biliyorsun” diye sorarsanız… Elli yıl, bir dünyanın içinde, kenarında, köşesinde, yeterli zamandır tanımak ve anlamak için. O dünyanın ‘çoğu’ erkeği ergenlik yıllarında kalır, yaşamının geri kalanını o yılların zihin ve refleksleriyle geçirir. Daha önce başkaca vesilelerle anlatmaya çalışmıştım (başkalarıyla birlikte), yetişkin ve güçlü kadından, ayakları üzerinde duran kadından, ‘kendi hanesini kuran’ kadından, ‘hadi oradan’ diyen kadından korkuları, hiçbir şeye benzemez. Dizginleyemedikleri öfkeleri de. 
 
Dehşetli bir korkudur bu. Çaresizliğin eşlik ettiği bir korku. Hele ki o kadının kendi saflarında olmadığını, pek bir halt zannettikleri perişan iktidar çemberlerinden çıkıp nefes alabildiğini fark ederlerse… Görüyorsunuz işte neler söyleyebileceklerini, lafı uzatmaya gerek yok. İçlerinden birinin, daha birkaç gün önce Pervin Buldan’ın sosyal medya ‘şakasına’ nasıl karşılık verdiğini de okumuşsunuzdur, hiç anmayayım, daha iyi.
 
Böylesi rejimler ve geçmiş zamandaki muadillerinin başlıca marifetlerinden biri, gözden çıkardıkları insanı, öncelikle ‘insan’ olarak görmemeye ‘karar vermek’, muhalifi bu yolla değersizleştirmektir. O ‘değer  görmeyi hak etmeyen’, bir gün solcu, bir gün eşcinsel, bir gün kadın, bir gün eski müttefik, bir gün üniversite hocası ya da öğrencisi olabilir. Ancak, ‘artık’ insan olarak görmediğinize, hiçbir siyasal ve duygusal ‘kaygı’ taşımaksızın her şeyi yapıp söyleyebilirsiniz. 
 
Örneğin yandaşınızken iltifat ettiğinize, aranız bozulduğunda ‘ağaç kemirsin’ diyebilmek… Örneğin bombayla parçalanmış insanları stadyumda yuhalayabilmek… Örneğin en ağır ithamları mesnetsiz yöneltebilmek… Örneğin durup dinlenmeksizin yalan söyleyebilmek… Örneğin ‘diğerinin’ acısına ya da sevincine ortak olma hasletini tümüyle yitirmek… Bunlar, ancak bir insanın insan olduğunu reddetmekle mümkün hale gelir. Ve tabii, alameti farikalardan ‘maçizm’, ‘karşı çıkan’ kadını kadınlığı üzerinden değersizleştirir, meşrebi gereği.
 
İYİ Parti  Genel Başkanı  Meral Akşener ya da başkaca kadınlar ile pek çok konuda farklı düşünebiliriz. Bir siyasetçiyi muhtelif gerekçelerle eleştirebiliriz ki, şarttır. Bu ‘olağan’ durum, eşit yurttaşlık idealini ve o idealinin en güçlü halkasının kadın-erkek eşitliği olduğunu unutturmamalı. Kadın hareketinin ve kendi dünyalarına meydan okuyan kadınların, değerini bilmeli. Diğer kadınlar ve dürüst olmayı başarabilen erkekler gibi, Meral Akşener’in onuru, bizlerin onuru, benim onurumdur…
 
Murat Sevinç / Duvar.com